TÜRKİYE’DE ET VE SÜT HAYVANCILIĞININ
PERİYODİK KRİZLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
BİLGİ:
“Damızlık” olarak adlandırılan dişi büyük baş hayvan ortalama bir, bir buçuk yılda bir buzağı doğurur ve süt vermeye başlar. % 50-50 erkek ve dişi ortalamasındaki buzağıların erkekleri 18-20 ay sonra dana ismini alır ve 250-300 kg. karkas (kemikli) et oluşur. Dişileri ise önce düve, sonra inek (doğurunca) ismini alarak 25-28 ay sonra süt vermeye başlar ve bu doğal süreç devam eder.
Türkiye’nin et ve süt arzı bu şekilde geometrik diziyle gelişerek büyür. Ancak Türkiye’deki et-süt ve mamullerine olan talebin artış hızı arza göre çok düşüktür. Bunun doğal sonucu da karkas et ve süt fiyatları hızla düşer. Üretici- köylü, damızlık (doğuran-süt veren) hayvanına yedirdiği yem tutarı kadar süt satışından gelir elde edememeye başlar, bu zarara dayanamaz ve damızlık hayvanını et olarak satar. Bu ekstra zarar et fiyatları da düşürür.
Bu süreçte damızlık hayvan sayısı azaldığı için bir süre sonra arz talepten geride kalır. Süt ve et fiyatları artmaya başlar.
Bu döngü her 2-3 yılda bir aynıyla yaşanır. İçinde bulunduğumuz Mart 2011’de karkas et fiyatları ve süt fiyatları maliyetinin altına inmiş durumdadır. Yani üretici-köylü, yeni bir krizin içindedir. Devlet ise halkımızın talebini karşılamak amacıyla et ve damızlık hayvan ithalatını açarak, sıfır faizli ve uzun taksit ödemeli yüksek kredilerle sermayedar üreticiler yaratmaktadır.
Türkiye’deki et ve süt fiyatları krizin yaşandığı, üretici-köylünün zarar ettiği süreçlerde bile dünya fiyatlarından yüksektir. Böyle olunca et ve süt sanayi kapalı bir ekonomi içinde gibidir. Dış rekabet şansı yoktur. Bu sanayinin ham maddesi olan karkas et ve süt fiyatları dünya fiyatları seviyesine ucuzlatılırsa, mamul ürünlerin yakın coğrafyamız ve dünyaya satış ve rekabet şansı doğar. Süt ve et üretimindeki artışların, iç talebe getireceği tıkanma ihracatın da etkilenmesiyle dengelenir ve sektör stabil bir konjoktöre kavuşur. Kısaca Uygulanacak hayvancılık politikası mutlaka sektörün ihracat yapabileceği bir sistematik içermelidir.
Yaşlı inek kesimi desteklenmelidir, böylece hem ette hem sütte çözüm sağlanmış olur.
Tarım Bakanlığı üretici-köylüye çeşitli başlıklarda destekler vermektedir. Bunlar yem bitkileri ve süt için düzenlenmiş çok çeşitli, karmaşık ve yetersiz desteklerdir. Salt hayvancılık için değil belli bölgelerdeki sosyal politikalar gözetilerek düzenlendiğinden amacına ulaşamamakta ve krizler yaşanmaya devam etmektedir.
ÖNERİ:
1) Destekleme Primleri yalnızca YEM-KARKAS ET ve SÜT’e kg bazında verilmelidir.
2) Destekleme primlerinin tespitinde cari süt alım fiyatının AB süt alım fiyatları seviyesine düşürülmesi hedeflenmelidir.
3) Destekleme primleriyle üretici-köylünün eline 1 litre süt parasıyla en az 1 buçuk kg yem alabileceği bir sistem uygulanmalıdır.
Örnekleyerek anlatılırsa;
Mart 2011 itibariyle:
Türkiye’de yem fiyatı 70-75 kuruş
Türkiye’de süt fiyatı 75-80 kuruş (soğuk zincirdeki süt fiyatı),
AB süt fiyatı 28-32 €/ cent (60-67 kuruş)
Üreticiye; Süt için litre başına 25 kuruş destek
Yem için kg başına 10 kuruş destek , verildiği taktirde;
Süt satış fiyatı 60 kuruş (fabrikalarda süt tozu desteği kesilince süt fiyatı
geriler.)
Süt desteği 25 kuruş
Yem desteği 10 kuruş
95 kuruş/ litre
Bu durumda üretici 1 litre süt geliriyle 1,5 kg yem satın alabilir. Devletin yem, karkas et ve süt’e ödediği destek tutarları diğer destekler kaldırılacağı için çok yüksek oranlarda artmayacaktır. Et ve süt sektörü, üretici-köylüden itibaren kayıt içine girecek, ihracat dolayısıyla istihdam sağlanacaktır.
Bu amacın tesisi için ya üretici-köylü yukarıdaki şekilde desteklenecektir ya da sanayici desteklenerek süt tozu, tereyağ ve diğer mamuller ihraç etmesi yoluyla fazla arz absorbe edilerek uygun süt fiyatı sağlanacak ve yine 1 litre süt parasıyla en az 1,5 kg yem alabileceği bir sistematik sağlanmalıdır.
ÖDEMİŞ KENT KONSEYİ
TARIM HAYVANCILIK ÇALIŞMA GRUBU


